Finali ile gündemden düşmeyen dizi "Aşk-ı Memnu" bugün birçok köşe yazarının konusu oldu. Ahmet Hakan, Bekir Hazar, Cengiz Semercioğlu, Mesut Yar, Savaş Ay, Aşk-ı Memnu'ya köşelerinde yer veren isimler.
Ahmet HAKAN\HÜRİYET
Aşk-ı Memnu’ya dair kişisel notlarım

? Final bölümünün yayınlandığı akşam, evimde “Aşk-ı Memnu’nun finalini seyretmek istemeyenler partisi” düzenlemeye kalkıştım, bir kişi geldi... O da “Aç şu televizyonu da finali seyredelim” dedi.
? Twitter’da Türk’ün gücü: “Aşk-ı Memnu”, Twitter ortamında dünyada en çok geçen sözcük olmuş... Türk’ün dünya çapında bir başarısı daha...
? Arkadaşlar arasında “Ortada roman var... Herkes sonunu biliyor... O kadar da ilgi olmaz” dedik. Ve yanıldık.
? “Eski Bihter Müjde Ar” idi, “yeni Bihter Beren Saat”... Yalçın Küçük Hoca’dan “Gerilemenin Kısa Tarihi” adlı bir makale bekliyoruz.
? Aşk-ı Memnu’nun final partisi için Suada’ya davet edildim. “Geleceğim” dediğim halde gitmedim. Maalesef elimden gelen tek eylem bu oldu.

Bekir HAZAR/TAKVİM
Mevta Memnu’daki Kıvanç Tatlısakal!

Aşk-ı Memnu, Sapkın Memnu, Seksi Memnu, Amcanının Karısıyla Yeğen Memnu derken olay nihayet Mezar Memnu’ya döndü... Şükürler olsun, bu aykırı dizi önceki akşam tv mezarlığına gömüldü... Bihter’in kendini vurduğu sahne 75 sharlere çıkmış... Yani Türkiye’de her açık 100 kanaldan 75’i o anda Bihter’in kendisini öldürdüğü ana kilitlenmiş... Dünyaya meteor düşse veya güneş yörüngesini değiştirip üzerimize gelse, yer yarılsa yerin dibine girsek bu kitlenin umurunda olmayacak kadar önemli demek ki Bihter’in ölümü... Zaten dizi finali mezarlıkta başladı, mezarlıkta bitti. Yani baştan sona seyirciyi ölüme hazırladı... Adnan bey hemen hiç mezarlıktan çıkmadı... Kızı da zaman zaman oradaydı. Bihter de mezara gömüldü. Behlül de dizinin sonunda boğaz manzaralı dublex mezarın başında pancar gibi kızarmış gözlerle, patlıcan siyahı sakallarıyla endam eyledi... Televizyoncu dostum Ufuk Ertan "Yahu Kurtlar Vadisi bu mezarlıktan çıkmazdı. Her gün birkaç kişiyi boğaz manzaralı bu mezarlığa gömerlerdi. Aşkı Memnu da aynı mezarlığı ve manzarasını seçti. Gerçekten insanın canı çekiyor. Ölesi geliyor. Bayılıyorum dizilerde devamlı boy gösteren o manzaralı mezara" dedi... Gerçekten de Behlül’ün gömüldüğü yer bir dizi mezarı.

Malum bazı uyanık vatandaşlarımız villalarını binlerce dolara dizilere kiralarlar.
Dizi villalarından sonra acaba dizi mezarları da mı var diye düşünmeye başladım... Hep aynı kabri ekranda gördüğümüze göre sürekli o mezara yerleştirilen taş kırılıyor, yeni ölen oyuncunun ismini taşıyan mermer monte ediliyor demek ki... Bu durum da o mezarın boş olduğunu ve birileri tarafından sırf dizilere kiralanmak için kullanıldığını gösteriyor. Hal böyle olunca belediye mi kiraya verip para kazanıyor yoksa mal sahibi uyanık bir vatandaş mı diye merak ettim... Şu aralar kiradan kurtulup ev sahibi olsam mı diye düşünüyordum.

Aşk-ı Memnu finalini izledikten sonra "O mezarı mı satın alsam, dizilere kiraya verir, kazandığım parayla Etiler’de iki ev alırım. Öldükten sonra da oraya defnedilirim" şeklinde uçuk bir sorgulama içine girdim... Behlül kendini vurduğu sahnede beyazlar içindeydi. Adnan bey ve Bihter de o anda beyaz kıyafetleydi... Özellikle bu renkler seçilmiş demek ki. Üç yıl sapkınlıkla geçen dizi finaline temiz ölüm mesajı yerleştirmeye çalışmışlar. İyi de hemen ardından gelen Behlül’ün mezar başındaki o hali neydi?... Bir anda dramdan komediye dönüştü dizi. Sakallı halini görünce gayri ihtiyari kahkahayı bastım. Eminim ki ekran başındaki milyonlarca yüzde yetmişbeş de katıla katıla gülmüştür. Kimi "Çakma Yaban" kimi de "Robinson Behlül" dedi Kıvanç Tatlısakal’a... Mezar başında "Ayağında kundura" türküsünü çığırmasını bekleyenler bile olmuş... İlk anda Kadir İnanır’ı çağrıştırdı bende.
Daha sonra "Yok yok" dedim... Olsa olsa Mevta Memnu’nun Robinson Yaban’ı olabilirdi uleeyn!

Cengiz SEMERCİOĞLU\HÜRRİYET
Aşk-ı Memnu gecesinden notlar


Aşk-ı Memnu’nun final bölümü oyuncuların da katıldığı bir davetle Galatasaray Adası’nda yapıldı, işte o geceden gözüme çarpanlar...

Beşir’in ölüm döşeğinde Adnan’a itirafta bulunmaya çalıştığı sahnede bir erkek seyircinin ayağa kalkıp “Haaayır öl artık” diye bağırması gülüşmelere yol açtı...
Salonda görevli garsonlar diziye kilitlenip konuklara servis yapmayı unuttu. Bütün garsonların ayakta dev ekran karşısında büyülenmiş durmaları ilginç bir manzara yarattı.
Bir gün önce sağ ayağını burkarak yan bağlarını koparan Beren Saat gece boyunca önüne konulan sehpaya ayağını uzatarak oturdu.
Davetliler teknelerle Galatasaray Adası’na götürülürken, tekneye binmeden önce tek tek isim kontrolü yapıldı.
NTV ve CNN Türk geceyi canlı yayın araçlarıyla takip eden haber kanallarıydı.
Gecenin ağır toplarından biri de Ali Ağaoğlu’ydu. Baba Beni Okula Gönder kampanyasına destek olmak için şirket yöneticilerine 500’er liradan 10 davetiye satın almıştı...
Kıvanç Tatlıtuğ sevgilisi İdil Fırat’la ilk kez bir davete katıldı, gece boyunca sevgilisinin yanından bir an olsun ayrılmadı.
Gecenin bütün reklam ve davetiye geliri Baba Beni Okula Gönder kampanyasına aktarıldı. Geceye davetiye alarak gelenlerin sayısı 150’nin üzerindeydi. Dizinin sırf davetiye geliri 100 bin liradan fazla oldu.
Dizinin her reklam arasında salon alkışlara boğuldu. Reklam aralarında davetliler oyuncularla fotoğraf çektirebilmek için birbiriyle yarıştı.
Nihal’in arkadaşının “Ay Sex and The City’deki gibi olmasın. Behlül son anda cayar mı” dediği sahnede salonda kahkahalar koptu.
Salonda özellikle kadın izleyiciler duygularını gece boyunca ortaya koydu. Ellerinde mendillerle diziyi gözyaşları içinde izleyen kadınların sayısı fazlaydı.
Adnan Bey’in Bihter’e “Ben ayrılmak istiyorum” dediği sahnede Kıvanç Tatlıtuğ’un yerinden fırlayarak Selçuk Yöntem’e “Sonunda be, bravo” diyerek çak yapması gecenin en çarpıcı anıydı.
Oyunculukta ‘kare as’
Bugüne kadar başından sonuna Aşk-ı Memnu’nun bir bölümü izledin mi diye sorarsanız yanıtım hayır olur.
Sağolsun internet siteleri gerekli sahneleri özet olarak sunuyorlar...
O yüzden dizideki oyunculuklara az çok hakimim.
Diziyi başından sonuna ilk kez izledikten sonra da kararımı verdim.
Aşk-ı Memnu’da ortalamanın çok üzerinde oyunculuklar var...
Dizinin final bölümünü ise diğerlerinden bir adım öne çıkan dört oyuncu sırtladı...
1- Selçuk Yöntem: İki yıldır her şeyden bihaber yaşayan Adnan Bey’in aydınlanma çağını çok iyi yorumladı.
2- Beren Saat: Geleceğin Hülya Avşar’ı... Hatta oyunculuk olarak Hülya Avşar’dan çok daha iyi olacak...
3- Nebahat Çehre: Güçlü, entrikacı Firdevs’in felçli halini de nefis gösterdi ya bize tek kelimeyle ellerine sağlık.
4- Kıvanç Tatlıtuğ:Kenan’la birlikte Türk Sineması’nın parlayan yıldızı, günün birinde Hollywood’da oynayacak bir Türk oyuncu olursa Kıvanç’tan başkası olamaz.
Gecenin en’leri...
En güzel Nur Aysan
En şık Kıvanç Tatlıtuğ
En sempatik Selçuk Yöntem
En sıcak Nebahat Çehre
En sıkıntılı Beren Saat
En mutlu İrfan Şahin
En olgun İdil Fırat
En gururlu Ekrem Çatay
En yorgun Kerem Çatay
En sulugözlü Hazal Kaya
Mesur YAR\POSTA
Her üç evden ikisi Aşk-ı Memnu izledi!
Bu hafta çok izlenen dizilerin finali ya da sezon finaliyle tanıştı izleyici. Sanırım son zamanların en etkin finali de Aşk-ı Memnu’nunki oldu... Özellikle AB grubu izleyicide açık olan her üç televizyondan ikisi dizinin finalini izlemek için ekran başına toplananlara aitti... Neredeyse bütün memleketin izlediği bir final için eleştirmenin söyleyeceği çok şey olmadığını düşünüyorum. Yaşadık, izledik, gördük ve unuttuk... Yine de dizinin görkemini yansıtamayan bir final olduğu kanaati oluştu bende. Olaylar bir gün içine sıkıştırılmış, daha önce alışık olduğumuz “işi ağırdan alma” meselesi ortadan aniden kalkmıştı... Bunun izleyicide yarattığı algı şoku gayet normal. Zaten dizinin finalinden hemen sonra posta kutum neredeyse yüzlerce okurun/izleyicinin görüşleriyle doldu. Bazılarını birazdan paylaşacağım sizinle...
Bir veda şarkısı isterdi!
Ama benim içimde kalan bir iki notu da düşmeden bitirmeyeyim. Mesela ben, her sahne için bestelenen şarkılardan birini bekledim final bölümünde. Dünya klasiklerinden birini değil... Mesela ben, oyunculuğu ve duruşuyla kalpleri fetheden Nebahat Çehre’nin (Firdevs Hanım) aynı gün içinde felç geçirip, aynı günün ikindisinde kızının cenazesinde oluşunu çok yadırgadım... Mesela ben, özensiz sakallarıyla bir dönemin kendini tinere vermiş çakma Cüneyt Arkın’ını anımsatan Behlül’ün Bihter’in mezarı başında uzun uzadıya ağlaşmasına ve “Behlül kaçar” lafına çok güldüm. İçten okunan bir Fatiha gönülleri mest ederdi belki de... Ve mesela yine ben Bihter’in cenazesinde saflara ayrılan kalabalığın Beşir’in cenazesinde iç içe girmesini aceleye getirilmiş bir mesele olarak gördüm. Setten bilgi sızmasın diye belki de. Ama sonuç itibarıyla görkem, finalinde de devam ediyorsa görkemdir...
Kenan Işık’ın gözünden kaçmış...
Kelimenin Gücü’ne (atv) inanıyorum. Kenan Işık’ı yeniden aramıza katan, evimizin salonunda soru sorar hale getiren bir iş oldu. Ama...
İşte bu ama önemli. Çünkü Türkiye’nin bir ilini rencide eden bir gelişme yaşandı önceki bölümde. Soru Kastamonu’ydu. Bilmeyenler için soruya giden yanıtın çağrışımla bulunduğunu not düşerek, yarışmada ilk çağrışımın “ayı” kelimesiyle yapıldığını söyleyelim...
Haklı olarak duruma bozulan Kastamonu halkı, Kenan ağabey gibi işinde çok hassas bir sunucunun durumu düzeltmesini beklemiş.
Bana göre zaman zaman yaşanan yayın kazalarından biri olduğu için gözden kaçırmış olmalı usta sunucu bunu. Bir şekilde düzeltecektir, geç de olsa...
Bihter mezar taşını ısmarlamış mı?
Bir görüş de Zeynep Köylüoğlu’ndan geliyor final için. “Aşk-ı Memnu finalini nihayet izledik. Tamam güzeldi, sonucu iyi bağlamışlar ancak benim gözümden kaçmayan şeyler oldu... Dizi yayınlandığı gün 24 Haziran’dı ve Bihter’in mezar taşında da 24 Haziran yazıyordu. Keşke araya birkaç gün sonra diye bir yazı koysalarmış. Maşallah öldüğü gün mezar taşını yaptıracak birileri çıkmış ya da Bihter önceden intihar tarihini vermiş mermer ustasına... Bu arada dizi bittiğine göre Bihter artık ak düşmüş saçlarını boyatır diye tahmin ediyorum. 27 yaşında genç bir kadını canlandırdı ama saçındaki akları da herhalde aşk acısı çeken kadına uysun diye boyatmadı. Veya gerçekten rolünü iyi yaptı dizide beyazlaştı saçları Dizinin en çok akıbetini merak ettim ben. Umarım arabaya binince Nihal, Matmazel’e borçlu olduğu özrü dilemiştir. Yani diziyi bir 15 dakika daha uzatıp Bihter’in arkasından konuşulanları göstermeleri gerekirdi diyorum ben...”
Tuzsuz yemek gibi bir final oldu!
Şimdi birçok izleyiciden gelen tepki maillerinden, neredeyse yazılanların hepsini kapsayan iki tanesini bölüşeyim sizinle. İlkinin yazarı, bu köşenin yeni müdavim mürekkeplerinden Siyah İnci. Bakın ne diyor... “Malum efsane dizimizi dün akşam bitirdik. Aşk-ı Memnu (Kanal D) biraz da tahmin edilen bir finalle bizlere veda etti... Her şey iyi güzel hoş da; ben nedense o Bihter’in kendini vurma sahnesinde Behlül’ü daha inandırıcı buldum... Yazılanların aksine heyecanlı ve duygusal bir lezzet alamadım. Tuzsuz bir yemek gibi bir şeyleri eksik bırakmışlar. Daha etkileyici olabilirdi... Matmazel deseniz gizli gizli izledi Behlül ile Bihter çiftini. Ara ara bakmalar, saklanmalar filan.Oturup yeşillikleri yiyecek diye bekledim ama olmadı... Ayrıca o çalılıkta bulup da derin derin baktığı uçak bileti parçasında ne yazıyordu onu da çok merak ettim doğrusu... Ve Bülent kardeşimiz onca patırtı gürültü arasında sakin sakin oturup çikolatasını yiyordu gördünüz mü? Hepsinin üstüne Behlül’ün mezarlık sahnesi de kapak oldu. O nasıl bir eski klasik Türk filmi sahnesidir? Bir de gözünü kör etselermiş tam olacakmış...”
Savaş AY\TAKVİM
Terör biter mi 'Bihter mi'

Aşk-ı Memnu, sona erdi. Final bölümü yurtta, yurt dışı temsilciliklerimizde ve yavru vatan Kıbrıs'ta yoğun seyirci katılımıyla izlendi. AGB raporları bitiriş bölümünde "reytingin tavan yaptığını" söylüyor. Bir süredir gemi azıya alan terörün kurbanlarına, şehitlerimize dökülen gözyaşından fazlası dizinin son bölümünde dökülmüş olabilir mi dersiniz? Bu sorunun yanıtını aramak için uzaklara gitmeğe, ağır araştırmalar yapmaya gerek yok. Hemen yanı başınızda kim varsa, kimler varsa ağızlarını yoklayın. Bakın susturmak için ne kadar zaman geçecek, ne cevherler, ne tespitler, yorumlar duyacaksınız.

Acılarda aşırı doz Şaşırtıcı
değil ki. Geçen gün de yazdım; terör eylemleri sonucu toplumsal duyarlılık, kolektif acılanma, ağlama o derece doruklara çıktı ki, dahası popüler tabirle "ovır doz" etkisi yapıp insanın savunma mekanizmalarını harekete geçiriyor. Bir anlamda duyguda nasırlaşma yaratıp, hissizleştiriyor kalpleri. Gerçek yaşamın gıllığışından zaten ezeli bezeli perişan hali sanal alemin sunduğu sanal çetrefillere kapılıp kayboluyor.

Panik olmayın
Terör örgütü teorisyenlerinin öngörüleri, strateji ve taktikleri arasında bu yok mu dersiniz? Yani insanları gerçek meselelerden uzak tutup, suni sancılarla prematüre bebeler doğurmak değil mi hedefleri biraz da. Panik içinde ya da yoğun konsantrasyonla düşünmeden. Mevzuun sadece devletin, hükümetin mevzuu olmayıp, tüm toplumun meselesi olduğunu kavranmasın, çözüm sadece askere, polise, istihbarat örgütlerine paslansın, golü atacaksa onlar atsın bir an önce.

Katkı koyma sorunsalı
Sokaktaki insanın çözümün bir parçası olmayı, fert olarak; toz kadar bile olsa katkı koyduğunda terör dâhil her şeyin daha kolay daha çabuk daha iyi bitirilebileceğini fark etme zamanı artık. Hepimiz Bihter'e, Ezel'e, Polat'a şuna buna patlattığımız kafayı memleketin meselelerine, "Biz ne yapabiliriz?" diye patlatsak her an birimizin kafasında bir mermi, şarapnel patlamasını önleme yolunda faydamız olur. Böyle düşününce şunu söylemek mümkün: "Bu terör biter mi, Bihter mi?..